Bazı insanlar gidince değil, görülünce biter.
Dün bunu bütün açıklığıyla anladım.
İçimde bir kapı kapanmadı. Bir şey parçalanmadı. Yalnızca, uzun zamandır büyük sandığım bir yerin aslında boş olduğunu gördüm. Bir zamanlar düşüncesi bile günümün yönünü değiştiren insanın, gözümde artık hiçbir yeri yoktu.
Onu düşününce ne hissettiğimi anlamaya çalışmıyordum. Ne hissetmem gerektiğini de.
Artık ona ayıracak bir duygum olmadığını biliyordum.
İnsanın görüşü bazen böyle berraklaşıyor. Yeni bir şey öğrenmiyor belki; bildiklerinin önüne koyduğu gerekçeleri kaldırıyor. Önceden ayrı ayrı baktığı şeyleri ilk kez yan yana görüyor. O zaman, uzun süre anlamaya çalıştığı birinin aslında ne kadar açık olduğunu fark ediyor.
Benim dün gördüğüm buydu.
Derinlik sandığım bazı yerlerde, yalnızca benim taşıdığım anlamlar vardı. Söylenmemiş cümleleri tamamlamış, karşılığı bulunmayan şeylere karşılık aramıştım. Bir insanı olduğu hâliyle görmek yerine, olabileceğine inandığım hâliyle beklemiştim.
Ben anlam verdikçe büyüyen birini, artık kendi gerçeğiyle baş başa bırakıyorum.
Bu cümlenin içinde eski öfkemin telaşı yok. Bir karşılık istemiyorum. Ne açıklama ne pişmanlık ne de geçmişi başka kelimelerle anlatan uzun bir konuşma.
Söylenecek bir sözün hâlâ bir şeyi değiştirebileceğine inanmıyorum.
Bir zamanlar beni ikna eden şeylerin bugün bana bu kadar uzak gelmesi de bundan. Aynı cümleleri yeniden duysam, içimde eski yerlerini bulamayacaklar. Çünkü ben artık onları dinleyen eski yerde durmuyorum.
O yerden ayrıldım.
Üstelik giderken yanımda onun hakkında taşıdığım bütün iyi ihtimalleri götürmek zorunda olmadığımı da öğrendim.
Uzun süre, birini anlamanın onu hayatımda tutmak için yeterli olabileceğini düşündüm. İnsan oluşuna, eksiklerine, kendi içinde baş edemediklerine yer açtım. Sonra o yerin genişledikçe benden neler aldığını gördüm. Bir başkasını açıklamaya uğraşırken kendi gördüğümü açıklamak zorunda kalmıştım kendime.
Neden rahatsız olduğumu. Neden içimin rahat etmediğini. Neden bir türlü yerine oturmayan şeyleri sürekli düzeltmeye çalıştığımı.
Şimdi bunların hiçbirini yeniden tartışmaya açmıyorum.
Bir insanın neden öyle olduğunu anlamam, hayatımda bulunması için bir gerekçe değil.
Bu kadar.
Arkasına onu koruyacak bir cümle eklemeyeceğim. Söylediğim sert gelmesin diye kendi kararımı yumuşatmayacağım. Geçmişte verdiğim değerin hatırına, bugün görmediğim bir değeri varmış gibi göstermeyeceğim.
Çünkü bir zamanlar önemli olması, hâlâ önemli olduğu anlamına gelmiyor.
Bunu kabul etmek, kendi geçmişimi inkâr etmek değil. O gün hissettiklerim gerçekti. Verdiğim emek de. Ama benim bir şeyi bütün kalbimle yaşamış olmam, karşımdaki insana sonsuza kadar taşıyacağı bir anlam kazandırmıyor.
Geçmişte ona verdiğim değer, bugün de aynı yeri ayırmam için bir zorunluluk değil.
Dün içimde eksilen bir şey olmadığını fark ettim. Asıl değişen, görüşümdü. Önceden bakamadığım yerlere bakabiliyor, gördüğüm şeyin üzerini hemen başka bir düşünceyle örtmüyordum.
Körlüğün ardından gelen berraklık, sandığım gibi büyük bir gürültü çıkarmadı.
Sadece artık yanılgımı savunmadım.
“Maskesi Düştü” şarkım, bugün daha açık adını koyabildiğim bu kopuşun beş ay önceki ilk durulaşma ânından doğdu. Birine sesimi duyurmak için değil; kendi duyduğumu bir daha susturmamak için.
Şarkıdaki bir cümle, bütün bunların özünü taşıyor:
“Bazı insanlar gidince değil, görülünce bitiyor.”
Maskesi Düştü · Nihansu Serter | YouTube’da dinle
Benim için bu cümledeki en ağır kelime artık “bitmek” değil.
Görmek.
Çünkü gördükten sonra, bir zamanlar taşıdığı anlamı ona geri vermek için kendimden vazgeçmem gerekir. Bildiğimi bilmezden gelmem, içimdeki açıklığı yeniden bulandırmam gerekir.
Bunu yapmayacağım.
Onun gözümde küçülmesini izlemiyorum artık. Küçülmek de hâlâ bir yer kaplamaktır. Ben dün, o yerin kalmadığını anladım. Hayatımın merkezinden kenarına alınmış biri değil; hayatımı anlamlandırırken hesaba katmadığım biri artık.
Yokluğu bir eksiklik değil; varlığı artık bir ihtimal değil.
Bu yüzden son bir konuşmanın, kusursuz bir vedanın, unutulmayacak bir cümlenin peşinde değilim. Onun ne anlayacağıyla ilgilenmek de bana düşmüyor.
Ben anladım.
Kendimi yeniden sorguya çekmeden, kararımın başına bir “ama” koymadan, olduğum yerde durabiliyorum artık. Geçmişin ağırlığına bakıp karşımdaki insanın ağırlığını yanlış ölçmüyorum.
Kimseyi olduğundan aşağı görmeye ihtiyacım yok.
Ama hiç kimseyi, bir daha, olduğundan yukarı koymaya da niyetim yok.
Maskesi düştüğünde kaybettiğim şey bir insan değildi.
O insan hakkında inandığım şeydi.
Ve ben artık gerçeğini bildiğim hiçbir yalana, eski anlamını geri vermeyeceğim.
Maskesi düştüğünde kaybettiğim şey bir insan değildi.
O insan hakkında inandığım şeydi.
Bir düşünce, başka bir düşünceye açılır.
Yazılara dön
YAZININ ARDINDAN
Okur notları
Her yorum, yayın sahibinin değerlendirmesinden sonra görünür.
Henüz onaylanmış bir yorum yok.
Bir not bırakın.
Adınız veya rumuzunuz ve yorumunuz, onaylandığında bu yazının altında görünür. E-posta adresi istenmez. Lütfen özel veya hassas bilgi paylaşmayın. Yorumlar düz metindir; bağlantılar etkinleştirilmez.